Karadeniz Kültürünün Tarihi

0

Karadeniz denince akla gelen birçok kültürel etken aklımızda canlanıyor. Yöresel oyunlarından şiveli konuşmasına, insani yapısına kadar bir Karadenizli profili ayırt edilir bir şekilde kendini belli ediyor. Peki bu kültürün tarihi süreci nedir? Günümüze yansıyanla Karadeniz bu günlere nasıl gelmiş? Gelin bu süreci beraber izleyelim.

 

1. Tüm Karadenizliler Laz Değildir.

Karadenizlilerin hepsinin Laz olmadığı gerçeğini tüm Türkiye öğrenmeye başladı fakat biz yine de bir hatırlatalım. Lazlar Gürcülerin dört kolundan biridir. Konuştukları Lazca, Gürcüce dilinin bir koludur. Günümüzde Gürcistan’da 250 bin Laz yaşamaktadır.Kaynaklarda “Güney Kafkas Halkı” olarak geçer. Tarih sahnesine M.Ö. 2000’lerde çıkmışlardır.

 

2. Laz Halkının Tarihi

Kolhis, Lazların tarihlerinde kurabildiği tek devlettir ve bilinen ilk atalarıdır. Pers tehlikesi üzerine Romalılarla ittifak yapmış ve Romalıların aldığı yenilgiden Kolhis kralı sorumlu tutularak Romalı generaller tarafından öldürülmüştür. Daha sonra Kolhis Romalılar tarafından işgal edilerek Roma topraklarına katılmıştır. Krallıkla yönetilen Kolhis halkı Pagandır. Günümüze bir çok tarihi miras, eser bırakmışlardır. İki yüz ilâ üç yüz yıl hüküm sürmüş olan  Lazlar, yurtlarına “Lazona” derler.

 

3. Günümüz Türkiye’sinde Lazlar

Lazlar Cumhuriyet tarihinde zaman zaman asimilize edilmeye çalışılmıştır.  Bu gün Lazca okullarda seçmeli ders olmasına rağmen unutulmaya yüz tutmuştur. Lazlar genel itibarı ile barışçıl ve zeki insanlardır. Devlet kültürüne ve idealine sahip değillerdir. Nüfusunun çoğu köylerde yaşadığı için kendi sanat akımlarını oluşturamamışlardır. Bugün özellikle Hemşin, Pazar ve Ardeşen’de yaşarlar. Ama son yapılan genetik testlerde Rize nüfusunun dörtte üçünün Kafkas-Laz kökenli olduğu ortaya çıkmıştır. Hallerinden  memnunlardır. Karadeniz’de ikisi de Müslüman olmasına rağmen Rumları pek sevmezler.

4. Karadeniz Rumları

Karadeniz’de tahminen 1.5 milyon Rum yaşamaktadır. Sakin olun. Bu Rumlar sanılanın aksine Müslüman Rumlardır. Yunanistana sempati ile bakmazlar ve bağımsızlık, isyan gibi idealler taşımazlar. Hristiyan akrabaları mübadele ile Yunanistan’a gönderilmesine karşın Müslüman Rumlara dokunulmamıştır. Kökleri eskiye dayansa da asla Karadeniz’in ilk yerlisi diyemeyiz. Yunan denizcilerin buralara koloniler kurmasıyla yavaş yavaş yayılmış, asıl yerlileri de yunan kültürüne karışmış, Yunanlaşmış ve neticede Yunanistan Yunan’larından ayrı “Pontus Rumu” denilen bir halk ortaya çıkmıştır. Çünkü Karadeniz’e gelen Yunanlar yerli halklardan bir çok şey almış onlarla karışmış, Akdeniz’e nispetle daha farklı bir Yunanca ve yunan ortaya çıkmıştır. Tarih boyunca bu Yunanlar kendilerini Yunanistan ayrı kabul etmeye başlamıştır.

 

5. Karadeniz Rumlarının Tarihi

Pers imparatoruna isyan eden I. Mitridat Anadolu ve Karadeniz’de Pontus Krallığını kurdu. Mitridat’ın kendisi ve bütün hanedanı zamanla yunan kültüründen etkilenmiş bir Pers hanedanıdır. Yani devletin yöneticileri Pers kökenlidir. Daha sonra Anadoluyu tamamen sahiplenip yüz bin Romalı Pontus Krallığı tarafından öldürülmüş, neticede Romalılar üç farklı savaş yaparak Anadoluyu almış ve Pontus krallığını yıkmıştır. Daha sonra Bizans döneminde tekrar hareketlenen Karadeniz’de, kendileri de Trabzon kökenli olan Rum Komnenos hanedanı Bizans tahtından indirilince akrabaları Gürcülere sığınıp bütün Karadeniz’i teker teker dolaşmış, Sinop’tan Rize’ye kadar olan şehirler (Samsun Hariç) Komnenos’lara katılmıştır. Bize öğretilenin aksine Trabzon Rum İmparatorluğu Bizans’ın varisi değil her zaman düşmanı olmuştur. Bu düşmanlık zaman zaman sıcak çatışmaya dönmüştür. Trabzon devleti Kırımda bir takım şehirleri de ele geçirmiştir. Son Trabzon İmparatoruna kadar hepsi “Romalıların İmparatoru” sıfatıyla taç giymiştir. 1467 de bir Osmanlı eyaleti olan Karadeniz’de Rumlar barış içinde yaşamıştır. Birinci dünya savaşı sırasında ayaklanan Hristiyan Rumlar Pontus hayalinden çok Yunanistan’a bağlanma hayali taşıyordu. Neticede isyanları Müslümanları dışlayıp ırkçı bir Hristiyan-Rum politikası güttüğü için beklenen desteği bulamayıp bastırıldı. Bu gün bu isyan her açıdan Karadeniz Rumları tarafından yanlış bulunmaktadır. Hem de onlar hiçbir zaman Yunan bayrağının bir kopyası olan mavi bayrağı sahiplenmediler.

 

6. Cumhuriyet Tarihinde Karadeniz Rumları

Karadeniz’den Hristiyan Rumların mübadeleyle gönderilmesi, Karadeniz tarihinde yeni bir sayfa açar. Geride kalan Müslüman Rumlar için de hayat kolay olmamış Lazlar gibi zaman zaman asimilize edilmeye çalışılmıştır. Romeyka (Yunanca kökenli Karadeniz Rumcası) unutulmaya yüz tutmuş Köylerin isimleri bile değiştirilmiştir. Bu gün dilleri ve köylerin isimleri için mücadele ediyorlar. Kendilerini her zaman bu ülkenin bir parçası olarak görürler.

 

7. Karadeniz’de Kumanlar ve Türkler

 

Kumanların yaşadığı Artvin, Rize ve Trabzon’un doğusu Rumlar ve Gürcüler tarafından “Saatabago” (Atabeyler Yurdu) diye isimlendirildi. Ortodoks Kumanlar Türkçe konuşup ibadetlerini Rumca yapardı. Bugün Artvin, Yusufeli, Ardanuç, Şavşat, Rize’nin batı yakası, Trabzon’un doğu yakası olmak üzere Türkiye’de 1.200.000’e yakın dil ve kültürünü kaybetmiş Ortodoks Kuman (Kıpçak) asıllı yaşamaktadır.

Kumanlardan başka Samsunda Oğuz Türkleri-Karadeniz Rumlarının ittifakıyla kurulmuş pek bilinmeyen bir şehir devleti vardır. Bu ittifak Trabzon Rum İmp. karşı kurulmuş olup Selçuklular tarafından korundu ve büyük destek gördü.Zamanla Sinop’u da alıp Karadeniz’de korsanlığa başladılar.

Osmanlının Trabzon’u almasıyla bazı Oğuz aşiretleri de Karadeniz’e iskan edildi.

 

8. Karadeniz’de Kardeşlik ve Ortak Değerler

Karadeniz’de sanılanın aksine Laz-Rum-Türk unsurları arasında birlik ve beraberlik var olmuştur. Rum kültüründen gelen Horon ve Kemençe, Lazlardan gelen Tulum, Türklerden gelen kolbastı, asıl sahiplerinin olmaktan çıkmış ve Karadeniz ortak kültürünün bir parçası haline gelmiştir. Bu üç unsur Karadeniz’e aşıktır. Zaman zaman tatsızlıklar olsa da kardeşler gibi genelde barışıktır. Hiçbirisinin Karadeniz’deki varlıkları inkar edilemez. Trabzonspor da bugün Karadeniz’de en büyük ortak değerlerden biri haline gelmiş Laz’ı Türk’ü Rum’u hepsinin ortak sesi olmuştur. Neticede bugün Karadeniz dünyaya örnek olabilecek bir öyküdür. Bu hepimizin öyküsüdür. Yazımı Karadeniz kardeşliğine ve Karadeniz’de zamanın yok ettiği, bugün adını bile bilmediğimiz yerli halklara armağan ediyorum.
Paylaş

Yorum bırakın